BÜYÜK SAVAŞÇI ,ŞAİR,GAZETECİ,POLİTİKACI ,KÜBALI KAHRAMAN
JOSE MARTİ

Jose Marti XlX. yüzyıl Latin Amerikasında sömürgeciliğe karşı savaşın öncülerinden ve dünyanın ilk antiemperyalist savaşçılarındandır. Adı, Bolivar, San Martin, Hidalgo gibi, Latin Amerika ulusal kurtuluş savaşçı önderlerinin yanındadır. 1895 yılında savaş alanında öldürüldügünde, İspanyol sömürgecilerine karşı Küba'nın kurtuluş savaşını yönetmekteydi.

Jose Marti'nin yaşamı; şair, kuramcı düşünür olarak yapıtı, ülkesi Küba'nın ve tüm Latin Amerika'nın devrim ve kültür tarihinde, temel, yaratkan ve yön veren bir kaynaktır.

Jose Marti, 28 Ocak 1853'te Havana'nın yoksul bir semtinde dogdu. Babası bir topçu çavuşuydu. 1868 yılında Doğu Küba' da İspanyol sömürgeciligine karşı başlayan ve on yıl sürecek olan ayaklanma patladıgında Marti öğrenciydi.

1869 yılında, okul dergisinde Abdala adlı manzum dramı yayımlandı. Çocuk denecek yaşta yazdığı bu ilk onemli yapıtında genç yazar Küba edebiyatında yarım yüzyıldır en seçkin yazarların savundugu özgürlükçü, yurtseverce düşüncelerden esinlenmişti.Abdala devrimci sertligi ve patetik duyarlılığıyla tipik bir Marti ürünüdür.Marti aynı yıl, İspanyol sömürgeciligine karşı davranış ve eylemlerinden otürü tutuklanıp altı yıl kürek cezasına mahkum edildiğinde on yedi yaşındaydı.

1871 yılında Cezası sürgüne çevrildi ve genç Marti sömürgeci başkente, Madrid'e gönderildi. Aynı yıl orada Küba'da Siyasal Zindanlar adıyla yayimladığı broşür, gerçekten de çok seçkin bir yazarlık yeteneginin ve devrimci bir tutkunun tanıtır.12 yaşında bir siyasi tutuklunun, Lino Figeredo'nun yaşamı çevresinde Kuba'da siyasal tutuklularln yaşadığı korkunç koşulların anlatıldıgı bu broşuru, anlatlm gücunun etkililigini ve yazarın genç yaşını da göz önünde tutarak, Dostoyevski'nin Olü Bir EvdenAnliar'ıyla karşılaştırmak yanıltıcı olmaz.

Genç Marti, İspanya'da, sömürgeci yönetimi yerinde tanıdı. Bu sırada Küba'da ayaklanma ve sömürgeci baskı sürmekteydi. İspanya dönemi, Marti'nin bir devrim savaşçısı olarak kişiliginin belirmesinde, görüşlerinin kesinleşmesinde büyük önem taşır. Burada, Madrid ve Saragsa üniversitelerinde hukuk, felsefe ve filoloji ögrenimi gördü. ilk siyasal makalelerini bu dönemde yazdı.

Jose Marti 1874 yılındanda İspanya'dan ayrılarak Latin Amerika'ya döndü. Başta Meksika olmak üzere, bir çok Latin Amerika ülkesinde dolaştı. Sömürgeci zulmüne ve halk yigınlarının yoksulluğuna bu kez Latin Amerika çapında tanık oldu. Yaşamının bu doneminde Marti, özellikle Meksika basınında, siyasa ve edebiyat konularında bir çok makaleler yayimladı. Tiyatroya ilgi duydu.Birkaç oyun ve pek çok tiyatro eleştirisi yazdı Küba'da sömürgecilige karşı savaş, Kübalı toprak sahiplerinin spanya monarşisiyle anlaşmasıyla 1878 barışıyla sona erdi

On Yıl Savaşları diye adlandırılacak olan bu uzun Ayaklanma ve savaş donemi, Küba ulusal kurtuluş tarihinde büyük bir önem taşır. Jose Marti aynı yıl çıkan aftan yararlanarak Küba'ya dondü.

Yurdunda çok az kalabildi Marti. Küba'nın kurtuluşu için- New York' da kurulan bir komitenin temsilci olarak ve bir yeraltı örgütü oluşturduğu suçlamasıyla aynı yıl yeniden tutuklandı ve yeniden İspanya'ya sürüldü.1878 yılı,Küba siyasi yaşamında onemli bir tarihtir.

Gerek toprak oligarşisi, zengin din adamları ve yüksek bürokratlardan oluşan egemen sınıflar; gerekse köylülüğü ve güçsüz burjuvaziyi temsil eden liberal görü,bu - dönemde siyasal partiler olarak ortaya çıktılar.

Gerici parti,açıkça monarşiye ve sömürgen devlete bağımlılık yanlısıydı.Liberal parti, ılımlı bir reformculuğu savunmaktaydı. Devrimci bir partiyse yoktu henüz.

Jose Marti 1880 yılında, İspanya'dan Kuzey Amerika’ya geçmeyi başardı. Güney'de ve Kuzey'de bir çeşit göçmen hayatı sürdürdü. Yaşamının geri kalan kısmını tümüyle yurt dışında geçirecektir. 1882'de karısının oğlunu da alarak Küba'ya donüşü Marti için büyük bir sarsıntı oldu. Aynı yıl N ew York' da yayımladığı ilk şür kitabı Ismaelillo'da bu acının titreşimleri yansıdı. Ismaelillo’nun yayımlanışı Küba ve Latin amerika edebiyatında büyük önem taşıyan bir olgudur. Oğluna karşı duyduğu sevgi ve ayrı oluşun üzüntüleri,şiirlerin başlıca konusudur.Somut, nesnel imgeler; keskin, şiddetli renkler ve çok güçlü trajedi duygusuyla örülmüş bu kısa dizeli türkü tadındaki şiirlerin bir ozelligi de Marti'nin halk şiiri geleneğinden yararlanışı,kurgusallığı ve söylevci bir tonu geriye iterek, ezgi ve esnekligi ön plana çıkarmış oluşudur.

Bu özellikleriyle Jose Marti,Küba edebiyatında romantizmin kurucusu olan Jose Maria Heredia'nın ve daha yalın ustası Rafael Mendive'nin açtığı çığırda ilerlemektedir. Fakat çok kişisel duyguları olağanüstü bir içtenlikle şiirleştirebilme ve onlara evrensel bir boyut katabilme yetenegi Marti 'yi ilk kitabıyla da yeni bir dünya kavrayışının habercisi yapmaktadır: “.Oğlumun oğluyum ben / Onunla yeniden başlıyorum.”

Marti' nin yaşamında gerçekten inanılmaz yoğunlukta ve çok yönlü bir çahşma doneminin başlangıcıdır.bu. 27 cilt tutan toplu yapıtlarının büyük bir bölümü,Marti'nin kurtuluş savaşını başlatmak üzere Küba'ya döndüğü ve savaş alanında vurularak öldüğü 1895 yılına kadar sürecek olan bu 15 yıllık dönemde yazılmıştır.

Jose Marti Kuzey Amerika'da, Latin Amerika halklarının evrensel muhabiri" gibi yaşamaktadır. Şiirine büyük etkisi olan Walt Whitman'la tanışıklığı bu döneme

rastlar. Daha kendi ülkesi Amerika'da tanınmayan Whitman'ı o donemde LatinAmerika'da tanıtan makaleler yazar. Emerson, Longfellow, M. Twain gibi ünlü Amerikan şair ve yazarlarıyla tanışıklıgı ve onları Latin Amerika'da tanıtan yazılar yazışı da yine bu yillara rastlar. Edebiyat ve sanat eleştirmeni olarak, ozellikle çagdaş edebiyat üstüne Marti bu dönemde pek çok ürün vermiştir.

1880'lerde VersosLibres (Özgür Şiirler) başlığı altında topladığı şiirleri, ancak 1913'te kitap olarak basılmıştır. Marti'nin bu donem şiirleriyle gerçekçiliğe yaklaştığı, makale ve şiirlerinin konularının kaynaştığı görülmektedir. Toplumsal eleştiri ve tiranlığa karşı öğeler daha belirgindir bu şürlerde (“Tiranların şöleni”,”Boyunduruk ve yıldız” vb.) Öte yandan onun bu şiirlerini “Marti'nin en kişisel şiirleri" olarak niteleyen

Juan marinello , Jose Marti üzerine yazısında,Özgür Şiirleri ‘i, “Marti şiirinin volkanik alanı" diye tanımlamaktadır.İçtenlik ve gergin bir ruh durumu vardır bu şiirlerde. Kişisel acılar, aşk ve özgürlük tutkusu bir bütündür. Hiç bir duygusunu gizlemez Marti. Yine Marinello’nu sozleriyle “geleceğe yürüyen bir şiir"dir bu. “Yalnız ve çağının tanığı bir ruhun çagırışı", “derin.isyancı fakat zaferli bir acı”,” duygulu bir savaşçının türküsü, her an zayıflayan bir adamın yaralarını gösterişidir. Yaşamı somut gerçek1igi içinde, çelişkileriyle yansıtan-

“Özgür şiirler”iyle Marti. şiir anlayışının kuramını da oluşturmaktadır: “Hiç bir şiirim yapay olarak. zorlanarak, onceden tasarlanarak yazılmadı; onlar gözden fışkıran yaşlara. yaradan fışkıran kan fıskiyesine benzerler” Soylevci, gosterişsel, tumturaklı şiire, “akademisyenler'”.in “resmi kalıpları”na karşı, “dogal güzelliği”,”yaşamın bilge içgüdüsü”nü,”taze ot ve çayır çiçeği kokan bir şiiri savunmaktadır.

Gel şöyle atım; kolan vurayım sana

İstemiyorlar bilge içgüdüsüne uyup yaşamın

Koşasın doğal çalımınla savaş alanında.

(.”Akademik.”.)

Marti bu yıllarda bir de otobiyografik roman yayimlamıştır; Mahvolan Dostluk (1895). Aynı yillarda çıkarmaya başladıgı çocuk dergisi Altın Çağ. da yayımlanan ..”Kara Bebek”,”Üç Kahraman”, gibi hikayeleri. çocukları. Irkçılığa ve sömürgeciliğe karşı bilinçlendirme çabasının ürünleridir.-

XIX. yüzyıl sonları. Kuzey Amerika tekellerinin Latin Amerika ve dünya pazarını ele geçirmek için mücadeleye girişme başlangıcıdır. 1890 yılına doğru Küba şeker üretiminin hemen hemen tümü Kuzey Amerika tekellerinin denetimi altına girmiş durumdaydı. 1889 yılında. tüm Amerika kıtasında ortak gümrük tarifesi uygulamak amacıyla Washington .da bir konferans düzenlendi. Jose Marti. bunun Latin Amerika için tehlikesini ilk gorenlerdendi. Konferans ertesi yayimlanan bir makalesinde şunları yazıyordu.Ekonomik birlik mutlak siyasal birligi getirecektir. Alıcı ülke emredecek.satıcı ülke emirleri yerine getirecektir... Kuzey Amerika emperyalizminin Latin Amerika halkları için olümcül tehlikesine ve ortak mücadele zorunluluğuna değindigi bir başka makalesinde şunları söylüyordu: Birbirini tanımayan halklarımız artık tanışmalılar; çünkü omuz omuza dövüşmeleri gerekecek.

Marti,kültür ve siyasa konularındaki makalelerinde de büyük bir dil ve anlatım ustası. İspanyol dilinin uslupçusu. yenileştiricisidir. Marinello.nun tanımıyla “lirizmsiz söylenmiş tek bir sozu yoktur” .Öte yandan şaşılacak bir kavrayış gücüyle. peygamberce bir ileri gorüşlülükle çağının en zorlu sorunlarını yansıtabilmiştir. Kuzey Amerika emperyalizminin tehlikesi konusunda söyledikleri, yaşadığımız bütün bir yüzyıl boyunca dogrulanmış ve dogrulanmaktadır: “işte bütün kıtada egemenligi elde etmek isteyen yırtıcı canavar. düşünü gerçekleştirmeye başlıyor Avrupa'yla yarışma ve dünyada başlıca güç olma arzusu yönetiyor onu. Sanayisinin sürüm bulmayan ve gelişen ürünleri için tek bir zorlayıcı pazarın kurulmasını, gelecekteki egemenliginin güvencesi olarak goruyor Bir an önce gemlemek gerek bu canavarı. Gerçegi cesaretle söyleyerek ve ortak düşmana karşı bir an önce örgütlenerek. “

Jose Marti.nin bu donemde yazdığı makalelerinde işlediği en önemli konulardan biri de ırk sorunudur.

Halkı sömürgeciliğe karşı birleştirmede, emperyalistlerin boluculuk.lerini onlemede bu sorunun doğru bir çözümlenmesine büyük önem verdiği görülmektedir:

“Irk yoktur. Sadece. iklim ve tarihsel koşullara bağlı olarak adetleri ve dış görünüşleri farklılaşan; fakat insansal içyüzleri, insanları benzer kılan içbirlikleri degişmeyen çeşitli insan gürünüşleri vardır." Bir başka makalesinde aynı görüşleri şöyle belirtiyor: “Irksal düşmanlık söz konusu olamaz.Çünkü ırk yoktur.Vucutlarının yapuları ve derilerinin renkleri farklı olan insanların ruhları aynıdır. Irksal düşmanlığı ve nefreti uyandıran ve yayanlar insanlıga karşı bir cürüm işliyorlar. .."

Siyasal konuların yanı sıra, kültür ve egitim sorunlarına da aydınlık getirmektedir makaleleriyle. Marti, edebiyatın "onu yaratan halkın karakterini yansıtması gerektigi" kanısındadır. Bir yerde "halkın kolektif bilinci" deyimini kullanıyor. Yazarın "insanda var olan eniyi şeylere inanması" gerektigi kanısındadır. Egitimin konusunu inceledigi bir makalesindeyse şu ilginç görüşlere yer veriyor: Çürük ve sallantılı çagdaş egitim sistemini tümden değiştirmek gerekir. i1k egitim, temelde pratik olmadıkça halklar için gerçek ilerleme, insanlar için mutluluk olamaz. Çocuga onu besleyen yeryüzünün güçlerini kullanmayı öğretmek gerekir.

Jose Marti 1891'de VersosSencillos'u (Basit Şiirler) yayımladı. Kitabın önsozünde şunları yazıyor: “Yalınlığı seviyor ve içten bir duygunun açık, basit bir biçimde dile getirilmesi gerektigine inanıyorum.” Kitabını çıkardığı yıllarda.”Küba Devrimci Partisi” kurma hazırlığında olan Jose Marti, şiiri şu sözleriyle tanımlayabilmektedir: “iirin yasal anası duygudur. Duygusuz insan bir dize mimarı ya da görüntücü olabilir, ama şair olamaz.Siyasa ya da sosyolojiyi dizeleştiren degil; yüregin fışkırdığı ışıkları ve kokuları bir savaş tamburu gibi korkusuzca çalan, evreni zafer inancına çağıran kişidir şair.” Marti'nin bu gorüşlerinden yola çıkarak onun şiir evrenini aydınlatmayı deneyen Juan Marinello şunları ekliyor.:”Jose Marti.nin şiir politikasının iki kutbu,gerçeklik ve düşselliktir. Onda gerçeklik. kendini aşma tutkusu taşır.. Düş ise, yaşamdan kopuk bir şey degildir.İnsansal olan. insanda acı ve coşku uyandıran her şey şiir olabilir. Fakat otantik. bilge. kendine güvenli ve yeni bir bildiri olarak. Basit Şürler bir çeşit şiirsel günce niteliğindedir. Marti.nin burada yalın ve içten bir biçimle. büyük insan duygularını anlattığı söylenebilir .Bunların tüü türküleşmiş. İspanyolca konuşan halkların.yaşamlarıyla bütünleşmiş.”.onların malı olmuş”.şiirlerdir

:Ben alçak gönüllü bir kimseyim

palmiyelerin yetiştiği ülkeden

istemem ölüp gideyim

şiirlerimi söyleyemeden

 

Jose Marti'nin gerek Özgür Şiirler. gerek Basit Şiirler.gerekse Küba.’dan uzakta olmanın kederini. yurt özlemini erişilmez bir içtenlikle söylediği Sürgün Çiçekleri

başlığı altında toplanan şiirleri için Juan Marinello. Şu genel yargılara varıyor:”Şair bize dünyanın bütün rüzgarlarınca berelenmiş acılı ve titreşimli yüreğini açıyor bu kitaplarla. ..Onların saldırgan yüzleri ve kargış korosu, aynı anda öfke ve mutluluk. tatlı ve korkunç olan. dürüstlük ve ihanet. renk ve müzik, ozveri ve tensel tutku. anayurt ve gece tarafından belirlenmiştir.Böylece evrensel bir gerçeklik olamktadır şiir.

Şiir burada her an tetikte büyük bir yaşamın durup dinlenmek bilmeyen bir bilincin. Alışılmamış bir görevin (herkese ruhunun tarihini göstermek gibi bir ozgürlük jestinin) kanlı tanıklığıdır.

Jose Marti de New York.da düzenlenen mitingde Küba halktını yeni bir ulusal kurtuluş savaşına çağırdı. 1892 yılında Patria (Vatan) gazetesini çıkarmaya

başladı. Aynı yıl kurulan Küba Devrimci Partisi.ne Jose Marti başkan, general Maximo Gomez askeri komutan seçildiler. 1895 yılında. partinin manifestosu ve ulusal kurtuluş savaşına çagrı niteliği taşıyan Monte Kristo Bildirisi Marti ve Gomez'in imzalarıyla yayımlandı. Bildiride Küba'nın bağımsız ve emeğin genel hakkını ilan eden bir ülke olması için. emekçilerin cumhuriyetini kurmak için zenci, beyaz, melez, tüm Kübalılar zafer ya da olüm kararlılığı içinde. demokrasi sancağı altında savaşa..çağrılıyor;ülkeyi bu kez Kuzey Amerika'ya bağlama çabasındaki ilhakçıları kınayarak “savaş Küba'yı İspanya'dan kurtarıp bir başka efendiye verme denemesi degildir,” deniyordu.

Jose Marti ve general Maximo Gomez Nisan 1895.te Küba'ya gizlice girerek, general Antonio Maceo'nun bir süredir başlattığı savaşta yerlerini aldılar. J ose Marti Mayls 1895'te savaş alanmda vurularak oldü. Marti ve arkadaşlarının başlattığı ulusal kurtuluş savaşı büyük bir halk savaşı olarak genişledi. 1898'de ispanya ve Kuzey Amerika Kuba'ya girdi. Jose Marti.nin ülkesi, şairin yüce ülkülerinin gerçekleşmesi için yarım yüzyıldan çok beklemek zorunda kalacaktı 1959 devrimine kadar. Fidel Castro ve arkadaşlarının önderliğinde Küba halkının gerçekleştirdiği devrim, hiç kuşkusuz, Jose Marti'nin ülkülerinin ve eyleminin bir başka aşamada gerçek1eşmesidir.

Jose Marti, ölümüne gitmekte olduğunun bilinciyle Küba'sına dönerken, NewYork.daki bürosunda, sonradan topluca yayımlandıklarında yirmi yedi buyük cilt tutacak olan (şiir, roman, mektup, makale, oyun vb.türlerinde) ürünlerini bırakmıştı.

Jose Marti'nin çagdaşı (1895 yılında New York'da çok kısa bir süre için karşılaştıkları başka büyük bir şair, Latin Amerika şiirinde modernismo'nun kurucus, Nikaragualı Ruben Dario, şu sözlerle tamamladı çagdaşı Marti'yi: “Kozmik bir beyin, geniş bir ruh, yoğun bir insan evreni, eylemi ve rüyayı, ülküyü ve yaşamı. destansal bir ölümü birleştiren ve Amerika'sında ölümsüzlüğü güvenceleyen bir evren...”

XX.yüzyıl İspanyol dili şiirinin büyük. insancıl evrenini; yalın türkü tadını ve aynı zamanda görüntü zenginliğini kavramada, Marti şiirini tanımanın tartışılmaz önemi var.

Jose Marti, yaşamını ülkesinin bağımsızlığına adamış bir anti emperyalist savaşçı, sanatsal yaratmada ve var olmada halksal kaynaga varmanın zorunluluğunu tanıtlamış bir sanatçı: “insansal olan,insanda acı ve coşku uyandıran herşeyi”şiirleştirebilmiş mekanik kafaya karşı “dogal güzelligi”, “yaşamın bilge içgüdüsünü” savunmuş,”eylemi ve rüyayı,ülküyü ve yaşamı”birleştirebilmiş bir şairdir.

Ataol Behramoglu

ŞARKI SÖZÜ

Guantanamera

 

Guantanamera

Guajira Guantanamera

 

Yo soy un hombre sincero

De donde crece la palma

Y antes de morirme quiero

Echar mis versos del alma

 

Mi verso es de un verde claro

Y de un carmín encendido

Mi verso es de un ciervo herido

Que busca en el monte amparo

 

Cultivo una rosa blanca

En junio como en enero

Para el amigo sincero

Que me da su mano franca

 

Y para el cruel que me arranca

El corazon con que vivo

Cardo ni ortiga cultivo

Cultivo la rosa blanca

 

Con los pobres de la tierra

Quiero yo mi suerte echar

El arroyo de la sierra

Me complace más que el mar

 

Guantanamera

Guajira Guantanamera

 

Candan bir insanım ben

Palmiyelerin yetiştiği diyardan

Ölmeden önce paylaşmak isterim

Ruhumdan akıp gelen bu şiirleri

 

Şiirlerim parlak yeşildir

Ama kızıl alevler gibidir

Şiirlerim yaralı bir ceylana benzer

Dağda kurtarılmayı bekleyen

 

Dikiyorum bir beyaz gül fidanı

Temmuzda ve ocaktaki gibi

Çünkü o samimi dost

Güvenilir elini vermişti bana

 

 

 

Ve zalimin biri parçaladığı için

Beni canlı kılan yüreğimi

Dikmem ne bir ayrıkotu ne de devedikeni

Dikerim bir beyaz gül fidanı

Dünyanın yoksul insanlarıyla

Kaderimi paylaşmak isterim

Dağların dereleri

Denizlerden daha mutlu eder beni

Copyrigyt ©2008